Geçiş Dönemi Hükümetleri
Elbette, tablo kullanmadan kronolojik bir sıralama ile bu dönemi özetleyebilirim. 1909 yılındaki 31 Mart Vakası ve II. Abdülhamid’in tahttan indirilmesi, Osmanlı’nın mutlakiyetten meşrutiyete kesin geçişini temsil eder. Bu tarihten Atatürk’ün vefatına kadar olan süreci üç ana başlıkta inceleyebiliriz:
1. II. Meşrutiyet Dönemi Sadrazamları (1909 – 1918)
Bu dönem, İttihat ve Terakki Cemiyeti’nin siyasi ağırlığının hissedildiği, İmparatorluğun en fırtınalı yıllarıdır.
- Ahmed Tevfik Paşa (1909): II. Abdülhamid’in son, V. Mehmed Reşad’ın ilk sadrazamıdır. Geçiş döneminde görev almıştır.
- Hüseyin Hilmi Paşa (1909 – 1910): Meşrutiyet reformlarını uygulamaya çalışan ilk isimlerdendir.
- İbrahim Hakkı Paşa (1910 – 1911): Trablusgarp Savaşı’nın başladığı günlerde görevdeydi.
- Mehmed Said Paşa (1911 – 1912): “Küçük Said Paşa” olarak bilinir; anayasa değişiklikleri döneminde sadrazamlık yapmıştır.
- Ahmed Muhtar Paşa (1912): Balkan Savaşları’nın hemen öncesinde tarafsız bir kabine kurmuştur.
- Kâmil Paşa (1912 – 1913): Bâb-ı Âli Baskını ile İttihatçılar tarafından zorla istifa ettirilmiştir.
- Mahmud Şevket Paşa (1913): Baskın sonrası göreve gelmiş ancak bir suikast sonucu hayatını kaybetmiştir.
- Said Halim Paşa (1913 – 1917): Osmanlı Devleti’nin I. Dünya Savaşı’na girdiği dönemin sadrazamıdır.
- Talat Paşa (1917 – 1918): İttihat ve Terakki’nin kurucu liderlerinden biridir; savaşın sonuna kadar görevde kalmıştır.
2. Mütareke ve Milli Mücadele Dönemi (1918 – 1923)
Bu dönemde İstanbul’da padişaha bağlı hükümetler varken, Ankara’da TBMM’nin kurduğu hükümetler paralel olarak çalışmıştır.
İstanbul (Osmanlı) Hükümetleri:
- Ahmed İzzet Paşa (1918): Mondros Mütarekesi’ni imzalayan hükümetin başıdır.
- Damat Ferid Paşa (1919 – 1920): Milli Mücadele’ye muhalif tavrıyla bilinir, birkaç kez kabine kurmuştur.
- Ali Rıza Paşa (1919 – 1920): Amasya Protokolü ile Ankara ile diyalog kurmaya çalışan ılımlı sadrazamdır.
- Hulusi Salih Paşa (1920): İstanbul’un resmen işgali döneminde çok kısa süre görev yapmıştır.
- Ahmed Tevfik Paşa (1920 – 1922): Osmanlı İmparatorluğu’nun son sadrazamıdır.
Ankara (TBMM) İcra Vekilleri Heyeti Başkanları:
- Mustafa Kemal Paşa (1920 – 1921): Ankara hükümetinin ilk başkanıdır.
- Fevzi Paşa (Çakmak) (1921 – 1922): Savaşın en yoğun olduğu dönemde hükümet başkanlığı yapmıştır.
- Rauf Bey (Orbay) (1922 – 1923): Saltanatın kaldırılması ve Lozan görüşmeleri sürecinde görev almıştır.
- Ali Fethi Bey (Okyar) (1923): Cumhuriyet ilan edilmeden önceki son hükümet başkanıdır.
3. Cumhuriyet Dönemi Başbakanları (1923 – 1938)
29 Ekim 1923’ten itibaren sistem “Başbakanlık” (Kabine Sistemi) olarak güncellenmiştir.
- İsmet Paşa (İnönü) (1923 – 1924): Türkiye Cumhuriyeti’nin ilk başbakanı.
- Ali Fethi Okyar (1924 – 1925): Çok partili hayata geçiş denemeleri ve Şeyh Sait İsyanı döneminde görev yaptı.
- İsmet İnönü (1925 – 1937): En uzun süre başbakanlık yapan isimdir; devrimlerin ve yeni devlet yapısının oturtulmasında kilit rol oynamıştır.
- Celâl Bayar (1937 – 1939): Ekonomik kalkınma ve devletçilik politikalarının ön plana çıktığı Atatürk’ün son dönem başbakanıdır.
Hükümetlerin İç Kavgaları
Bu geçiş dönemini sadece bir isim listesi olarak değil, siyasi bir satranç tahtası gibi okumak çok daha ufuk açıcıdır. Özellikle II. Meşrutiyet’in fırtınalı siyaseti ve Milli Mücadele’deki “iki başlılık” süreci, bugünkü modern Türkiye’nin yönetim kodlarını barındırır.
İşte bu iki kritik dönemin perde arkası:
1. II. Meşrutiyet Dönemi: İttihatçılar ve Muhaliflerin Kavgası
1909 sonrası Osmanlı siyaseti, aslında İttihat ve Terakki Cemiyeti (İTC) ile onlara muhalif olan Hürriyet ve İtilaf Fırkası arasındaki sert çekişmeden ibarettir.
- Eski Düzen vs. Yeni Düzen: Kâmil Paşa ve Ahmed Tevfik Paşa gibi isimler “Eski Okul” devlet adamlarıydı. Diplomaside İngiliz yanlısı, iç siyasette daha muhafazakâr ve saraya yakındılar. Karşılarında ise Mahmud Şevket Paşa ve Talat Paşa gibi genç, dinamik ama bir o kadar da sert yöntemleri olan İttihatçılar vardı.
- Bâb-ı Âli Baskını (1913): Bu olay bir dönüm noktasıdır. Enver Paşa ve yanındakiler, Sadrazam Kâmil Paşa’nın makamını basıp silah zoruyla istifasını alarak hükümeti “fiilen” ele geçirdiler. Bu, modern Türk tarihindeki ilk hükümet darbesi olarak kabul edilir ve o günden sonra sadrazamlar büyük ölçüde İttihatçıların gölgesinde kaldı.
- İdeolojik Dağılma: Bu dönemin sadrazamları arasında Said Halim Paşa gibi “İslamcılık” fikrini devlet politikası haline getirmeye çalışanlar ile Talat Paşa gibi daha “Türkçü” ve seküler bir milliyetçilikle devleti kurtarmaya çalışanlar arasında ciddi bir vizyon farkı vardı.
2. Milli Mücadele Dönemi: İstanbul ve Ankara’nın Meşruiyet Savaşı
1920’de TBMM’nin açılmasıyla dünya tarihinde az görülen bir durum yaşandı: Aynı milletin iki farklı hükümeti ve iki farklı hukuk sistemi.
- Hukuki Çatışma: İstanbul hükümetleri meşruiyetini Saltanat ve Hilafet’ten alırken; Ankara hükümeti meşruiyetini “Hâkimiyet kayıtsız şartsız milletindir” ilkesiyle doğrudan halktan (Meclis’ten) alıyordu. Bu, sadece bir yönetim kavgası değil, bir hukuk devrimiydi.
- Damat Ferid vs. Diğerleri: İstanbul’da sadrazamlık yapanlar arasında keskin bir fark vardı. Damat Ferid Paşa, Ankara’daki hareketi “isyan” olarak görüp Kuva-yi İnzibatiye’yi kurdururken; Ali Rıza Paşa ve Hulusi Salih Paşa gibi isimler Ankara ile diyalog kurmaya, milli mücadeleyi anlamaya çalışmışlardır (Amasya Görüşmeleri gibi).
- Tevfik Paşa’nın Tarihi Jestini Unutmamak Gerek: Londra Konferansı’nda (1921) İtilaf Devletleri, İstanbul ve Ankara’yı birbirine düşürmek istediğinde, son Osmanlı Sadrazamı Ahmed Tevfik Paşa söz hakkı gelince: “Ben sözü milletin gerçek temsilcisi olan TBMM heyetine bırakıyorum” diyerek İstanbul’un fiilen bittiğini, Ankara’nın ise tek temsilci olduğunu ilan etmiştir.
- Meclis Hükümeti Sistemi: Ankara’da 1920-1923 arası uygulanan sistem, bugünkü Başbakanlık sisteminden farklıydı. “İcra Vekilleri Heyeti” denilen bu yapıda, her bakan meclis tarafından tek tek seçilirdi ve ayrı bir Başbakanlık makamı yoktu; Meclis Başkanı (Mustafa Kemal Paşa) aynı zamanda hükümetin de başıydı. Bu, savaş döneminin hızlı karar alma ihtiyacından doğan “güçler birliği” modelidir.
Antlaşmalara Katılanlar
Bu antlaşmalar, bir imparatorluğun hukuken sona erişi ile yeni bir devletin uluslararası toplumda “eşit” bir aktör olarak kabul edilişinin belgeleridir. İmza atan isimler, o günün siyasi dengelerini ve yetki değişimini çok net özetler.
Tablo yapmadan, kronolojik ve taraf odaklı olarak önemli antlaşmaları ve temsilcileri şu şekilde listeleyebiliriz:
1. Mondros Mütarekesi (30 Ekim 1918)
Osmanlı’nın I. Dünya Savaşı’ndan fiilen çekildiği belgedir.
- Osmanlı Adına: Bahriye Nazırı Rauf Bey (Orbay) başkanlığındaki heyet. (Rauf Bey’in daha sonra Milli Mücadele’nin en önemli isimlerinden biri olması tarihin ilginç bir cilvesidir.)
- İtilaf Devletleri Adına: İngiliz Amiral Calthorpe.
2. Sevr Antlaşması (10 Ağustos 1920)
Osmanlı’nın imzaladığı ancak TBMM’nin asla tanımadığı, “ölü doğmuş” bir antlaşmadır.
- Osmanlı Adına (Saltanat Şurası): Reşat Halis Bey, Rıza Tevfik Bey ve Bağdatlı Hadi Paşa.
- Not: Bu isimler, Milli Mücadele sonrası “Vatan Haini” ilan edilerek 150’likler listesine dahil edilmişlerdir.
- TBMM’nin Tavrı: Ankara, bu antlaşmayı imzalayanları ve onaylayanları vatan haini kabul etmiş ve hukuken geçersiz saymıştır.
3. Gümrü Antlaşması (3 Aralık 1920)
TBMM’nin uluslararası alanda imzaladığı ilk antlaşmadır.
- TBMM Adına: Doğu Cephesi Komutanı Kâzım Karabekir Paşa, Erzurum Valisi Hamit Bey ve Süleyman Necati Bey.
- Karşı Taraf: Ermenistan temsilcileri.
4. Moskova Antlaşması (16 Mart 1921)
Sovyet Rusya ile imzalanan ve Milli Mücadele’ye büyük lojistik destek sağlayan diplomatik zaferdir.
- TBMM Adına: İktisat Vekili Yusuf Kemal Bey (Tengirşenk), Dr. Rıza Nur ve Ali Fuat Paşa (Cebesoy).
- Karşı Taraf: Sovyet Rusya temsilcileri.
5. Ankara Antlaşması (20 Ekim 1921)
Fransa ile imzalanmış ve Güney Cephesi’ni kapatmıştır.
- TBMM Adına: Hariciye Vekili Yusuf Kemal Bey (Tengirşenk).
- Karşı Taraf: Fransız diplomat Franklin-Bouillon.
6. Mudanya Mütarekesi (11 Ekim 1922)
Kurtuluş Savaşı’nın askeri safhasını bitiren, diplomatik safhasını başlatan belgedir.
- TBMM Adına: Garp Cephesi Komutanı İsmet Paşa (İnönü). (İsmet Paşa’nın diplomasi kariyerinin zirve noktasına giden yol burada başlamıştır.)
- Karşı Taraf: İngiltere, Fransa ve İtalya temsilcileri. (Yunan temsilciler görüşmelere doğrudan katılmamış, bir gemide beklemişlerdir.)
7. Lozan Barış Antlaşması (24 Temmuz 1923)
Yeni Türk Devleti’nin tapusu niteliğindeki temel belgedir.
- TBMM Adına: Heyet Başkanı İsmet Paşa (İnönü), delegeler Dr. Rıza Nur ve Hasan Bey (Saka).
- Not: Bu heyete 20’den fazla danışman (hukukçular, iktisatçılar) eşlik etmiştir. Heyetin başında neden İsmet Paşa’nın olduğu konusu hala tarihçiler arasında tartışılır; ancak Mustafa Kemal Paşa’nın ona olan güveni ve Mudanya’daki başarısı bu kararda etkili olmuştur.
Konferanslara Katılanlar
Bu dönemin konferansları, aslında askeri zaferlerin masada tescil edildiği, “kimin kimi temsil edeceği” kavgasının en sert geçtiği arenalardır. Özellikle Ankara hükümetinin (TBMM) varlığını dünyaya kabul ettirme çabası bu konferanslarda gizlidir.
İşte 1909 sonrası ve Milli Mücadele döneminin en kritik konferansları ve oradaki aktörler:
1. Paris Barış Konferansı (18 Ocak 1919)
I. Dünya Savaşı’nı bitiren şartların görüşüldüğü, Osmanlı’nın geleceğinin (ve parçalanmasının) kararlaştırıldığı konferanstır.
- Osmanlı Temsilcisi: Sadrazam Damat Ferid Paşa.
- Önemli Detay: Damat Ferid, konferansta Osmanlı’nın toprak bütünlüğünü savunan bir muhtıra vermiş ancak Avrupalı devletler tarafından ciddiye alınmamış, hatta aşağılanarak geri gönderilmiştir. Bu başarısızlık, Anadolu’daki direniş ruhunu tetikleyen unsurlardan biri olmuştur.
2. San Remo Konferansı (18-26 Nisan 1920)
İtilaf devletlerinin Sevr Antlaşması’nın taslağını hazırladığı konferanstır.
- Osmanlı Temsilcisi: Eski Sadrazam Ahmed Tevfik Paşa.
- Önemli Detay: Tevfik Paşa, önüne konulan şartların “bağımsız bir devletle bağdaşmadığını” söyleyerek şartları reddetmiştir. Bunun üzerine İtilaf devletleri, Osmanlı’yı ikna etmek için Yunan ordusunu Anadolu’nun içlerine doğru harekete geçirmiştir.
3. Londra Konferansı (21 Şubat – 12 Mart 1921)
Milli Mücadele tarihinde bir dönüm noktasıdır çünkü İtilaf devletleri TBMM’yi ilk kez resmen bir görüşmeye davet etmiştir.
- İstanbul (Osmanlı) Temsilcisi: Sadrazam Ahmed Tevfik Paşa.
- Ankara (TBMM) Temsilcisi: Hariciye Vekili Bekir Sami Bey (Kunduh).
- Kritik Olay: İtilaf devletleri iki hükümeti birbirine düşürmeyi planlarken, Tevfik Paşa o meşhur “Söz milletin asıl vekillerinindir” çıkışını yaparak sözü Bekir Sami Bey’e bırakmıştır.
- Sonuç: Bekir Sami Bey, burada bazı devletlerle (Fransa, İtalya) gizli antlaşmalar yaptığı gerekçesiyle Ankara’ya döndüğünde Mustafa Kemal Paşa tarafından görevinden alınmış, yerine Yusuf Kemal Bey getirilmiştir.
4. Lozan Konferansı (20 Kasım 1922 – 24 Temmuz 1923)
Yeni Türkiye’nin sınırlarının ve bağımsızlığının tartışıldığı devasa diplomatik maraton.
- TBMM Temsilcisi (Başdelege): İsmet Paşa (İnönü). Yanında Dr. Rıza Nur ve Hasan Bey (Saka) bulunuyordu.
- Osmanlı Temsilcisi: Yok. Çünkü konferans daveti her iki tarafa da gidince, Ankara bu “çift başlılığa” son vermek için 1 Kasım 1922’de Saltanatı kaldırmıştır. Böylece Lozan’da Türk milletini sadece TBMM temsil etmiştir.
- Süreç: Konferans bir ara (Şubat 1923) kapitülasyonlar ve Musul meselesi yüzünden kesilmiş, İsmet Paşa Ankara’ya dönmüş, ardından tekrar gidilerek barış imzalanmıştır.